BOŞANMADAN ÖNCE EŞLERİN AİLELERİNDEN DEVREDİLEN MALVARLIKLARI KİŞİSEL MAL MIDIR, EDİNİLMİŞ MAL MIDIR?
Yargıtay’ ın uygulamasında eşlerden birinin ailesinden yapılan devirler tapuda satış olarak görse dahi hayatın olan akışına göre bağış olarak kabul edilmektedir Bu durumda bu işlemin satış olduğunu iddia eden tarafın bu karinenin aksini ispat etmesi gerekir.(Yargıtay 8 HD. 14.03.2017 T., 2016/2236 E., 2017/3533 K.)
EŞİN ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA AKDİ KARŞILIĞI ANNE VEYA BABASINDAN ELDE ETTİĞİ MAL VARLIKLARI KİŞİSEL MAL MIDIR, EDİNİLMİŞ MAL MIDIR?
Ölünceye kadar bakma akdi sözleşmesi karşılığı elde edilen malvarlığı ya da paranın da edilmiş mal sayılması gerekir. Zira bu hallerde emek karşılığı bir kazanım söz konusudur ancak Yargıtay anne veya babadan ölünceye kadar bakma hakkı ile devredilen taşınmazları yukarıda yer verdiğimiz kararlarda görüleceği gibi olarak kişisel mal kabul etmektedir.
Ancak ölünceye kadar bakma sözleşmesinin taraflarca ifa edilmiş olması durumunda ivazlı bir kazanım söz konusu olacağından devredilen malvarlığının edinilmiş mal kabul edilmesi gerekmektedir Yargıtayın bu görüşü ancak somut olayda bakım yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ihtimalini kabul edilebilir.(Yargıtay 8. HD. 07.02.2017 T., 2015/11715 E., 2017/1293 K.)
EŞLER ANLAŞARAK EDİLMİŞ MALLARINI KİŞİSEL MAL OLARAK KABUL EDEBİLİR Mİ?
TMK MADDE-221 şu şekildedir;
Eşler mal rejimi sözleşmesi ile bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edilmiş mallara dahil olması gereken mal varlığı değerlerinin kişisel var sayılacağını kabul edebilirler.
Eşler mal rejimi sözleşmesi ile kişisel malların gelirlerinin edilmiş malları dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.
Bunlar dışında eşler TMK madde 220‘de sınırlı olarak sayılmış bulunan kişisel mal gruplarını sözleşme ile değiştiremezler. Zira bunlar kanun koyucu tarafından emredici olarak düzenlenmiştir.
Bir örnekle açıklayacak olursak bir işletme sahibi eş işletmesinden elde ettiği kazanç ile kendisine bir taşınmaz bir büro, fabrika arsası ve benzeri satın alsa bunların kişisel mal sayılması hususunda eşi ile bir mal rejimi sözleşmesi yaparsa Türk hukukuna göre geçerli sayılabilir fakat İsviçre hukukuna göre böyle bir anlaşma geçerli olmaz.
Yine TMK MADDE 221/2 gereğince eşler TMK madde 219/b.4 gereği edinilmiş mal sayılan kişisel mallarının gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da bir mal rejimi sözleşmesi ile kararlaştırabilirler.
Eşlerin yapabileceği bu sözleşmenin şekli temelde TMK madde 203‘e tabidir yani resmi şekilde noterde düzenleme ya da onaylama şeklindedir.
EŞLERİN HİSSEDAR OLDUĞU ŞİRKETLER VE BU ŞİRKETLERDEN ELDE EDİLEN GELİRLER EDİNİLMİŞ MAL MIDIR, KİŞİSEL MAL MIDIR?
Şirket hissesinin edinilme tarihi evlilik ya da yürürlülük K. madde 10 gereği 01.01.2002 tarihinden önce ise bu durumda şirket hissesinin türü kişisel mal olacaktır.
Bu durumda diğer eş şirket hissinin değeri ile ilgili bir talepte bulunamayacak ancak TMK madde 214/4 gereği kişisel malların gelirleri edinilmiş malı olduğundan şirketin gelirleri karı ile ilgili talepte bulunabilecektir .
Şirketlerde gelir kar payıdır. Şirket tarafından kar payı dağıtılmış ve tüketilmiş ise bu durumda tasfiyeye tabi mevcut bir malvarlığı bulunmamaktadır. Ancak kişisel mal olan şirketlerde kar payı dağıtılmamış veya dağıtılmayan kar payı ana sermayeye ayın olarak eklenmiş ise bu dağıtılmayan kar payları TMK madde 219-4 gereği edilmiş mal olduğundan tasfiyeye girecektir. Dağıtılmayan temettülerin mahkemece karar tarihindeki reel değerinin karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte katılma alacağı olarak tahsili talep edilebilecektir.
Bir şirketin dağıtılmamış kar payı tasfiye hesabında dikkate alınırken gözden kaçırılmaması gereken nokta kar paylarının davalı eşe ödenecek olması halinde düşülecek olan vergi ve benzeri hesapların yapılarak dağıtılabilecek net karın hesaplanmasıdır.
Çünkü düşülecek bu rakamlar edinilmiş malın borcu niteliğindedir ancak uygulamada bu kesintiler dikkate alınmaksızın hesaplama yapıldığı ve Yargıtay kararlarında da bu konuda bir bozmayı yapamadığı görülür.
Şirketlerle ilgili tasfiye talebinde bulunulduğunda hesaplama şirketlerin mal rejiminin sona erdiği tarihteki defter ve belgeleri dikkate alınarak yapılmaktadır.
Yine şirket hissesinin kişisel mal olma halinde dağıtılmamış kar payı dışında bakılacak konulardan biri de yasal mal rejimi içinde sermaye artışının olup olmadığıdır. Yasal mal rejimi içinde hissedar işin nakit sermaye ödemek suretiyle sermaye artışına gidilmesi halinde ödenen bu sermayede karine gereği edinilmiş mallardan sayılır.(Yargıtay 8 HD. 14.01.2015 T., 2013/23659 E., 2015/587 K.)
Hissedar Eşin bu sermaye artışını kişisel mallarından gerçekleştirdiğini ispat edememesi halinde sermaye artışı tasfiyede dikkate alınacaktır.
Şirket hissesinin edinilmiş mal olması halinde;
Şirket hissesinin edinme tarihi yasal mal rejimi içinde ise bu durumda karine gereği şirket hissesi edinilmiş mal olarak kabul edilecektir. Hissedar eş şirket hissesi için yapılan ödemelerin kişisel mallarından yapıldığını iddia ve ispat etmediği sürece şirket hisse değeri tasfiyeye girecektir.
Yukarıda belirtildiği üzere şirketin kişisel malı ya da edinilmiş malı olmasına göre bir değerlendirme yapılır. Eğer kişisel mal ise sadece yasal mal rejimi içindeki kar payı ile nakdi sermaye artışı belirlenir ve bu miktarın güncellenmiş değerinin yarısı diğer eşin katılma alacağıdır. Yasal mal rejimi içinde edinilen şirket hissesi olması halinde hisse değeri yukarıda açıklandığı üzere şirketin serbest piyasa değeri üzerinden belirlenir.
Ancak hiçbir durumda şirketin mal varlığı tasfiyeye ayrı bir mal varlığı olarak girmez bu konudaki Yargıtay içtihatları da bu şekildedir.
Adi ortaklıkların bağımsız tüzel kişiliği bulunmadığından bir eşin ortağı olduğu adi ortaklığın mal varlığının tasfiyeye tabi tutulacağı kararlarda belirtilmiştir.(Yargıtay 8. HD. 27.05 2013 T., 2012/13855 E., 2013/7902 K.)
ŞANS VE TALİH OYUNLARINDAN ELDE EDİLEN İKRAMİYELER EDİLMİŞ MAL MIDIR, KİŞİSEL MAL MIDIR?
Türk doktrinindeki ağırlıklı görüş şans ve talih oyunlarına isabet eden ikramiyelerin kişisel mal olması yönündedir. Yargıtay bir karardığında piyango biletine isabet eden büyük ikramiyenin kişisel mal olduğunu kabul eden yerel mahkeme kararını onamıştır ancak Yargıtayın bu kararında somut olayın özelliklerine göre bir değerlendirme yapıldığı belirtilmiştir.
TASFİYEYE GİRMESİ TALEP EDİLEN MALVARLIĞI KAÇAK YAPI İSE NASIL DEĞERLENDİRİLİR?
Yargıtay kaçak yapı niteliğindeki yapıların ancak yasal ve mevzuata uygun hale getirilmeleri ve ruhsat alınmaları durumunda yasal hale geldikleri tarihte bir değer ifade edeceklerini ve bu nedenle ancak TBK 185. maddesi uyarınca mahkeme kararıyla(yargısal devirle) temyize konu olabileceklerini kabul etmektedir.
Yargıtay bir kararında temlik yolundan bahsedilmeksizin, yapının kaçak ve ruhsatsız olmasının bir önemi olmadığını, binanın kaçak, ruhsatsız yada yıkılacak nitelikte olmasının değer taşımadığı anlamına gelmediğini davacının katkı ya da katılma alacağının bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2014/15453 E. 2014/19211 K.)
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile arsa sahibi ve müteahhitin elde ettikleri kişisel mal mıdır, edinilmiş mal mıdır?
Arsa sahibi eşim durumu:
Şayet eşin mülkiyetine olan arsa kişisel mal niteliğinde ise arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile elde ettiği bağımsız bölümlerde yine kişisel mal sayılır. Buna karşılık arsanın edinilmiş mal olması halinde elde edilecek bağımsız bölümlerde edinilmiş var sayılacaktır. (TMK m.219/5)
Müteahhit eşin durumu:
Müteahhit eşin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yüklenici olarak yapmış olduğu inşaattan elde ettiği bağımsız bölümler TBK ‘nın istisna (eser) sözleşmesi ile elde etti karşılıklı kazandırmalardır. Bu nedenle kural olarak yasal mal rejimi süresi içinde mal varlığına geçmişse edinilmiş mal sayılır.
Ancak Yargıtay uygulamasında müteahhit eşin bu sözleşmeden elde ettiği bağımsız bölümler değil binanın inşaat maliyeti için giderler düşündükten sonra elde ettiği net kazancın artık değer olarak belirlenmesi yöntemi benimsenmiştir.(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2015/16727 E. 2015/19749 K.)
Kentsel dönüşüme giren taşınmazlar tasfiyede nasıl dikkate alınmalıdır?
Kentsel dönüşüm sonucu yenilenecek taşınmaz eşin kişisel malı niteliğinde ise onun yenilenmesi neticesinde elde edilen taşınmaz kişisel mal sayılır yani bu taşınmazın değerlenmesinde ortaya çıkan konjonktürel değer artışları dikkate alınmaz ancak mal sahibi eş bu yenilenme için müteahhite ödeme yapmış ise bu durumda edinilmiş malından kişisel malına bir kayma olduğundan denkleştirme hesabı yapılması gerekir.
Kentsel dönüşüm sonucu yenilenecek taşınmaz eşin edinilmiş malı niteliğinde ise onun yerine geçen yeni taşınmaz ikame değer olarak edinilmiş maldır.
MAL REJİMİNİN TASFİYESİNDEN ÖNCE EŞLER KİŞİSEL VE EDİNİLMİŞ MALLARININ TESPİTİ İÇİN BİR DAVA AÇILABİLİR Mİ?
TMK Madde 216; Eşlerden her biri diğerinin her zaman mallarının envanterinin resmi senetle yapılmasını isteyebilir.
Bu envanter malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde yapılmışsa aksi ispatlanmış olmadıkça bu envanterin doğru olduğu kabul edilir.
Envanter, eşlerin mal varlıklarının türünü ve değerini borç ve alacaklarını belirlemede kolaylık sağlayan bir çizelgedir. Eşler her zaman birbirlerinden bilgi verme yükümlülüğü çerçevesinde bu talepte bulunabilirler. Talep yerine getirilmezse TMK madde 195 gereğince hakimin müdahalesi istenebilir.
Ancak davalı eşin mallarının envanterinin tespit ettirilmesi için TMK madde 195 gereğince hakim müdahalesi boşanma davası açılmadan önce evlilik devam ederken talep edilebilir.
Yargıtay yeni bir kararında davacı tarafı hangi mal için ne kadar miktar talepte bulunulduğunu bildirilmesi için süre verilmesinin ancak dava konusu tüm mal varlıkları tespit edildikten sonra yapılabileceğini belirtmiştir. Bu durumda yasal mal rejiminin tasfiyesi davası içinde öncelikle tespit ile ilgili taleplerin yerine getirilmesi gerekmektedir.
EŞLERİN PAYLI MÜLKİYETİNDEKİ MAL VARLIKLARI İLE İLGİLİ KANUNDAKİ DÜZENLEMELER NELERDİR?
Eşlerin her birinin edinilmiş ve kişisel mallarının yanında bir de her iki eşin paylı mülkiyetindeki malvarlıkları olabilir. Kanunda eşlerin paylı mülkiyetindeki malvarlıkları ile ilgili özel düzenlemeler mevcuttur.
1-Paylı mülkiyet karinesi( TMK M.222/2 )
2-Eşlerin aile mülkiyetindeki payları üzerinde yapacakları tasarrufların diğer eşin rızasına bağlı olması(TMK M. 223/2 )
3-Tasfiye sırasında eşlerin paylı mülkiyetindeki malvarlığında üstün bir yararı olan eşe diğerinin payını alma hakkı tanınması( TMK M. 226/2 )
1- TMK madde 222/2
Buna göre hangi eşe ait olduğu ispatlanamayan mal varlıklarının eşler arasında paylı mülkiyete tabi olacağı kabul edilmiştir.
Böylece hangi eşe ait olduğu belirlenemeyen özellikle taşınır mallar ile alacak hakları, nama yazılı hisse senetleri dışında eşler arasında TMK madde 688 ve devamı hükümlerine göre paylı mülkiyet (yada hak sahipliği) ilişkisi var sayılacak ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereği eşlerin yarı yarıya eşit mülkiyet hakkı kabul edilecektir.
Örneğin eşlerin her ikisinin de antika merakı nedeniyle aldıkları antika halı ve kilimlerin ya da ev eşyalarının hangisine ait olduğu ispat edilemezse yasa gereği bu mallar üzerinde eşler yarı yarıya paylı(müşterek) malik sayılırlar.
Yargıtay’ ın kime ait olduğunun tespit edilememesi nedeniyle eşlerin paylı mülkiyetinde olduğu kabul edilen bir mal varlığının bulunması halinde bu mal varlığının eşlerin paylı mülkiyetinde olduğunun tespiti ile yetinilmesi ve ortaklığı giderecek şekilde hüküm kurulmaması gerektiğini belirten kararları olduğu gibi, ikinci bir dava açma külfeti doğuracak şekilde tespit hükmü kurulmasını yasaya aykırı değerlendiren ve katılma alacağı hesabı yapılması gerektiğini belirten kararları da bulunmaktadır.(YARGITAY 8. Hukuk Dairesi 03.06.2015., 2015/9690 E., 2015/12308 K.)
2- TMK madde 223-2
1. Bu maddenin uygulanabilmesi için öncelikle eşler arasında bir paylı (müşterek) mülkiyet konusu malvarlığı olmalıdır.
2. Eşler yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olmalıdır.
Bir eşin söz konusu payı ile ilgili her türlü tasarruf işlemleri diğer eşin rızası koşuluna bağlanmıştır. Böylece sadece payın satışında değil aynı zamanda bir sınırlı ayni hak ile sınırlandırılmasında da rıza aranacaktır.
Diğer eşin rıza vermekten kaçınması halinde hak sahibi eş bunun için hakimden bir yetki talep edemez. Zira Rıza vermekten kaçınmanın mutlaka haklı bir sebebe dayanması gerekmez. Ancak herhalde bu durum TMK m.206/b.3 gereği, “mal ayrılığı” na dönüşüm için haklı bir sebep oluşturabilir.
Bu yasal sınırlama sadece eşin payı üzerindeki iradi tasarrufları için geçerlidir. Bu nedenle bir eşin payının biri cebri icra ya da kamulaştırma konusu olması halinde bu madde gereğince diğer işin rızası aranmaz.
Bu madde ile getirilen düzenleme TMK madde 688/f.3 kuralının bir istisnasını oluşturmaktadır.
Ayrıca bu madde TMK madde 732‘de tanınan yasal önalım hakkını da engellememektedir. Ancak bu hak eşler arasındaki paylı mülkiyet konusu malın bir taşınmaz olması ve bir eşin payını üçüncü bir kişiye satması halinde kullanılabilir.
Oysa 223/f.2 maddesi gereğince diğer eşin rızası bir eşin sadece payını satması halinde değil onun payı üzerindeki tüm tasarruflarında aranmaktadır. Bu nedenle payın rehin edilmesi, bağışlanması, pay üzerinde alım hakkı kurulması ve benzeri tasarruf işlemlerinde diğer işin rızası aranmaktadır.
223/f.2 ile getirilen düzenleme aksine anlaşma olmadıkça uygulanabilecek bir hükümdür. Bu nedenle emredici nitelikte değildir.
Diğer eşin rızasının alınmamasının yasal sonucu olarak pay ile ilgili yapılan tasarruf işlemi kendiliğinden geçersizdir. Her ilgili bu geçersizliği ileri sürebileceği gibi hakimde resen dikkate alabilir. Eğer işlemi yapan eş daha sonra tasarruf yetkisini herhangi bir şekilde kazanırsa işlem geçerli olur. İşlemin karşı tarafı olan üçüncü kişinin iyi niyeti korunmaz, ancak TMK madde 988 gereği taşınır eşyalar için iyi niyetli kazanımlar saklıdır.
3- TMK madde 226/2
Kapsamında tasfiye sırasında paylı mülkiyete konu mal varlığında üstün yararı olduğunu ispat eden eşin bir çeşit yasal alım hakkı vardır.
Eşlerin kendi iradeleri ile ya da TMK madde 222/f.2′deki “paylı mülkiyet karinesi” gereği belirli malları ya da malvarlığı değerlerine müştereken malik olmaları söz konusu olabilir. Eşler arasındaki bu tür birlikte mülkiyet ilişkisinin varlığı tasfiye esnasında özel bir hukuki düzenlemeye tabi tutulmuştur.
Öğretide baskın görüş üstün hak sahibi eşin tanınan bu talep hakkını yasal alım hakkı olarak nitelendirmektedir. Bu yasal alım hakkı daha üstün yararlarını ispat eden eşe tanınmış bir haktır. Ayrıca bu hakkın kişiye sıkı sıkıya bağlı şahsi bir hak olduğu, bu nedenle devredilemeyeceği ancak sağlığında ileri sürmüş veya diğer taraf bu hakkı kabul etmiş ise mirasçılara geçebileceği de İleri sürülmektedir.
Madde hükmüne göre bu hakkın kullanılabilme koşulları şu şekilde sıralanabilir;
1-Eşler arasında paylı mülkiyete tabi bir mal varlığı ya da alacak hakkı bulunmalıdır.
2-Mal rejiminin tasfiyesi talep edilmiş olmalıdır.
3-Tasfiye sürerken bu hakkın kullanılmış olması gerekir.
4-Talepte bulunan işin daha üstün bir yararı bulunması ve bunu ispat etmesi gerekir.
5-Diğer eşin payının karşılığının ödenmesi gerekir.
Üstün yarar iddiası ve aynı talep karşısında mahkemece karar tarihine en yakın tarihte devredilecek payın değerinin saptanması, daha sonra davacı tarafından değeri belirlenen paylı mülkiyete tabi pay bedelinin payın iktisabı sonrasında payı devredecek kişiye ödenmek üzere üstün hak sahibi eş tarafından depo edilmesi konusunda davacı tarafa süre ve imkan tanınması ve bu bedelin depo edildiğine ilişkin makbuz dosyaya sunulduktan sonra karar verilmesi gerekmektedir.(Yargıtay 8. HD. 30.03.2010 T., 2009/6961 E., 2010/1449)
PAYLI MÜLKİYETE KONU BİR TAŞINMAZIN SADECE EŞLERDEN BİRİ TARAFINDAN KULLANILMASI HALİNDE DİĞER EŞ ECRİMİSİL TALEBİNDE BULUNABİLİR Mİ?
Eşler arasında paylı mülkiyete tabi bir taşınmazın olması ve bu taşınmazın sadece bir eş tarafından kullanılması halinde boşanmanın kesinleşmesine kadar taşınmazı kullanan eşin haksız işgalinin söz konusu olmayacağını bu eşin ancak boşanma kararını kesinleşmesinden itibaren kötü niyetli sayılacağı kabul edilmektedir.
Bu sebeple diğer eş ancak boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren kullanım bedeli talep edebilir ve bu talebinde aile mahkemeleri görevli değildir. Bu konuda genel mahkemeler görevli bulunmaktadır.
MAL REJİMİNİN SONA ERMESİNDEN ÖNCE DEVREDİLEN MALLAR TASFİYEYE GİRER Mİ?
Yasal mal rejimi devam ederken kural olarak her eşin malları üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf özgürlüğü bulunmaktadır. Bu kural TMK madde 223‘te düzenlenir. Her eş yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.
Bu madde emredici nitelikte olup eşler yasal sınırlamalar dışında bu haklarından bir mal rejimi sözleşmesi kapsamında vazgeçemezler, aksine bir davranış kanaatimiz kanaatimizce TMK madde 23/f.1 gereğince kişilik haklarına aykırılık teşkil eder.
Örneğin eşler bir mal rejimi sözleşmesi ile evlilik devam ettiği süre içinde bazı malvarlıklarını elden çıkarmayacakları ya da ancak diğer işin rızası ile tasarrufta bulunabileceği şeklinde bir düzenleme yapamazlar.
Bu özgürlük nedeni ile eşlerin TMK madde 229 kapsamında bir tasarrufları yani tasfiyede eklenecek değer bulunmadığı sürece, tasfiyeye sadece eşlerin mevcut malvarlıkları girer. Mal rejiminin sona erdiği anda mevcut olan bir malın, mal rejimi sona erdikten sonra ancak tasfiye bitmeden önce devredilmiş olması diğer eşin katılma alacağını etkilemez.
Uygulamada özellikle kira ve çalışma karşılığı elde edilen aylık maaş ve benzeri gelirlerin mevcut olup olmadığına bakılmaksızın talep edildiği sıklıkla görülmektedir.
Yargıtay bir kararında Antalya’da satıldığı iddia edilen kooperatif hissesini satışından gelen 19.000 doların varlığının dosya kapsamında ispatlandığı düşünülebilirse de mal rejiminin sona erdiği tarihte davalı uhdesinde yani mal varlığı içinde bulunduğu kanıtlanamadığından tasfiyede dikkate alınma imkanı yoktur.(Yargıtay 8. HD. 19/11/2013 T., 13548 E., 2013/17005 K.)
Yargıtay’ ın bu genel uygulaması kanunun düzenlemesine uygun olmasına rağmen bazı kararlarında özellikle şahıs şirketlerinde mal varlığının mevcut olup olmadığına bakılmaksızın katılma alacağı hesabı yapılması gerektiği belirtilmektedir. Oysa bu gelirleri de mal rejimi sona erdiği anda davalının malvarlığında bulunup bulunmamasının değerlendirilmesi gerekmektedir.
DAVALI EŞ ADINA KAYDEDİLMEDEN DOĞRUDAN 3. KİŞİ ADINA ALINAN MAVARLIKLARI TASFİYEYE GİDER Mİ?
Doktorinde edinilmiş malın unsurları açıklanırken mülkiyet unsuru öne çıkmaktadır. Bir eşin edinilmiş malından bahsedebilmek için kural olarak o malın mülkiyet hakkına sahip olması gerektiği belirtilmektedir.
Oysa ki Yargıtay uygulamasında eşin mülkiyetinde olmayan malvarlıklarının da tasfiyeye dahil edildiği görülmektedir.
Mahkemece, dava konusu 86 parselin ilk tesis tarihinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte tapu kaydı ve varsa dayanak belgelerin getirtilmesi, taşınmazın hangi nedenle dava dışı O.Y. adına kayıtlı olduğu, davacının hangi gerekçelere dayanarak taşınmazın 1/2 oranında bedel isteğinde bulunduğu, taşınmaz üzerindeki evin hangi tarihte kimler tarafından yapıldığı, dava konusu ev ve arsanın davalı Orhan tarafından ne şekilde ve hangi yollarla edinildiği hususları üzerinde durularak tanıkların bilgilerine başvurulması ondan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2011/1730 E. 2012/417 K.)
Yargıtay bir kararında ise dava konusu yapılan ve 3. kişi adına kayıtlı taşınmazlarla ilgili tasarrufun iptali davası açılması halinde bu davanın bekletici meseleyi yapılıp buna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. (Yargıtay 8. HD., 04.11.2015. T., 2014/10025 E., 2015/19631 K.)
SAKARYA AVUKAT BETÜL URUK I AİLE HUKUKU § BOŞANMA AVUKATI