YASAL MAL REJİMİNİN TASFİYESİ DAVALARI BELİRSİZ ALACAK DAVASI OLARAK AÇILABİLİR Mİ?
6100 sayılı HMK’nin 107 maddede düzenlenmiştir. Kanaatimizce mal rejiminin tasfiyene ilişkin dava ve taleplerin belirsiz alacak davası olarak görülmesi gerekmektedir. Çünkü aşağıda açıklandığı üzere mal rejimini tasfiyesi davasında mevcut mal varlıkları tasfiyeye tasfiye tarihindeki değeri ile girerler.
Bu demek oluyor ki örneği boşanma davası ile birlikte bir mal rejiminin tasfiyesi davası açıldığında mal rejimi boşanma davasında bekletici mesele yapılacağından ve bu davalardaki yargılama süreleri nedeniyle yaklaşık en az 5 yıl sonra mal rejiminin tasfiye davası karara çıkacaktır. Yani davada talep ettiğimiz sadece bir taşınmaz ve bir araç dahi olsa bu mal varlıklarının yaklaşık 5 yıl sonraki değerlerinin davacı tarafça bilinmesi mümkün değildir. Bu sebeple davacının davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi beklenemez.(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 08.04.2014, 2013/6465 E., 2014/6437 K.)
HMK 107. maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere alacağın belirli hale gelmesini müteakip ortaya çıkan yeni talep eksik belirtilmişse bundan sonra yeni bir arttırma isteği iddianın genişletilmesi yasağıyla karşılaşacaktır.
Çünkü bu halde belirsizlik değil davacının kendi ihmalinden kaynaklanan bir durum vardır. 2. kez talep sonucunun belirlenmesi için ıslah yapılabilir. Yargıtay uygulamasında da mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalar belirsiz alacak davası olarak kabul edilmektedir.
YASAL MAL REJİMİNİN TASFİYESİ DAVASI KISMİ DAVA OLARAK AÇILMIŞSA KALAN ALACAK İÇİN AYRI BİR DAVA AÇILABİLİR Mİ?
6100 sayılı HMK Madde 109/3’ e göre ise dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında kısmi dava açılması talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyecektir.
YASAL MAL REJİMİNİN TASFİYESİ DAVASINDA İHTİYATİ TEDBİR TALEPLERİ NASIL DEĞERLENDİRİLİR?
Uygulamada tasfiye davalarında sıklıkla tedbir talep edilmektedir. Davacının alacağı parasal alacak hakkıdır ve özellikle mal varlığında mevcut olan edilmiş mallara tedbir konulması istenmektedir.
Mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilirken davacının yaklaşık olarak alabileceği miktara tedbir talep edilen mal varlığının değerinin davacı lehine hükmedilecek muhtemel talep miktarını karşılayıp karşılayamayacağına, tedbirin davacının hakkını ve davalarının ekonomik durumunu tehlikeye düşürmeyecek nitelikte olmasına, telafisi mümkün olmayacak sonuçlar doğurmamasına, arasında davalının şirket hissesinin bulunması halinde tedbir kararının davalının ticari hayatını riske uğratmamasına dikkat edilmelidir.(Yargıtay 8 HD 17.02.2015 T.,2014/15598 E., 2015/4338 K.)
Bilindiği üzere ihtiyati tedbir kararlarına karşı 21.02.2014 T., 2013 /1 E., 2014/1 K. sayılı YİBK ile temiz yolu kapanmıştır.
Uygulamada bu dosyalarda verilen tedbir kararlarında tartışılan konulardan biri davanın kısmi dava olarak açılması ve harca esas değerlerin düşük olmasına rağmen dava konusu mal varlıklarının değerli olması nedeniyle mal varlıklarının tamamının üzerine tedbir uygulanmasının doğru olup olmadığıdır.
Kanaatimizce bu davalar belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi gerektiğinden mahkemece davacının haklı çıkması halinde yaklaşık olarak alabileceği miktar değerlendirilerek davacının hakkını tehlikeye düşürmemek için mal varlığının tamamı ya da 1/2’si üzerine tedbir uygulanması doğrudur.
HMK madde 389’da düzenlenmiş olan ihtiyati tedbir dışında ihtiyati hacız İİK da yer alan ve ihtiyati tedbirin özel bir çeşididir. İhtiyati haciz niteliğindeki ihtiyati tedbir ise uygulamada ortaya çıkmış bir tedbir niteliği olup para alacaklarına ilişkin bu davalarda bu tedbir yoluna başvurulduğu görülmektedir.
İhtiyati haciz sadece para alacakları için söz konusu olan bir koruma önlemidir. İcra takibinin kesinleşmediği aşamada alacaklı ihtiyati haciz kararı almak sureti ile alacağının tahsilini güvence altına almayı amaçlar. İcra takibi kesinleşince ihtiyati haciz kesin hacize dönüşür. Dava sürecinde de ihtiyati haciz kararı alınması mümkündür. İhtiyati tedbirin konusu ise ihtiyati hacizde olduğu gibi paraya ilişkin alacaklar değildir. Taşınır ve taşınmaz malların ve hakların dava sonucuna kadar koruma altında tutulmasıdır.(YARGİTAY HGK 20.12.2013 T., 2013/ 21-1791 E. 2013/1676 K.)
YASAL MAL REJİMİNİN TASFİYESİNDE İZLENECEK YÖNTEM NASILDIR?
Öncelikle tasfiye her eşin diğer eşte kalan malını iadesi ile başlar TMK madde.226: “Her eş diğer işte bulunan mallarını geri alır.”
Katılma alacağının hesaplanabilmesi için ise öncelikle kişisel ve edinilmiş malların ayrılması daha sonra mevcut edinilmiş malların güncel sürüm değerlerine varsa elden çıkarılmış olan mal varlıklarının değerinin eklenecek değer olarak eklenmesi varsa denkleştirilmenin yapılması ve bu elde edilenlerden borçların çıkarılması neticesinde artık değerin bulunarak paylaştırılması gerekmektedir.
Tasfiyenin aşamaları şunlardır;
1-Malların iadesi
2-Kişisel ve edinilmiş malların ayrılması
3- Eklenecek değerlerin aktife eklenmesi
4-Denkleştirme
5-Borçların çıkarılması
6-Artık değerin bulunması ile paylaştırılarak ve karşı alacak varsa mahsup edilerek katılma alacağının belirlenmesi
TMK.madde 236 gereğince her eş veya mirasçıları diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olacaklarından eşler arasında artık değerini paylaştırılması konusunda başka bir oran belirlenmemişse artık değerin yarısı katılma alacağı olarak belirlenir.
MAL REJİMİNİN TASFİYESİ DAVASINDA DİĞER EŞTE KALAN MALLARIN İADESİNİ TALEP ETMEK MÜMKÜN MÜDÜR?
TMK madde:223 f.1 gereğince her eş yasal sınırları içerisinde edinilmiş ve kişisel malları üzerinde yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğundan diğer eşte bulunan mallarını her zaman açacağı bir dava ile mevcutsa aynen değilse bedellerini talep edebilir.
Sonuç olarak diğer işte kalan malların iadesi için evlilik devam ederken boşanma davası ile birlikte ya da mal rejimi tasfiyesi davası içinde talepte bulunabilir. Ancak mal rejimi sona ermeden ileri sürülen eşya talepleri TMK madde.683 kapsamında değerlendirilecektir.
Mal rejimi sonra erdikten sonra ise TMK madde 683 kapsamında ileri sürülebileceği gibi aile mahkemelerinde TMK madde 226/1 kapsamında da ileri sürülebilecektir.
YASAL MAL REJİMİNİN TASFİYESİNDE TASFİYEYE GİRECEK OLAN MALLAR NELERDİR?
TMK madde 219: Edilmiş mal her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:
- Çalışmasını karşılığı olan edimler
- Sosyal Güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler
- Çalışma gücünü kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
- Kişisel mallarının gelirleri
- Edinilmiş malların yerine geçen değerler
Birinci unsur edinilmiş mal rejiminin devamı süresince yani yasal mal rejiminin başlangıcından sonuna kadar olan süreç içinde edinilmiş olmalıdır.
İkinci unsur karşılığı verilerek elde edilmiş olmalıdır.
Bu unsur edinilmiş mal tanımının başlıca koşuludur. Örneğin bir işin hizmet akdi ile çalıştığı iş yerinden elde ettiği ücret, bir avukatın kazandığı vekalet ücreti, bir marangozun kendisine ısmarlanan yemek odası takımından elde ettiği bedel, bir müteahhidin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca elde ettiği bağımsız bölümler ve benzeri gibi emek ya da para karşılığı elde edilen değerler edinilmiş mal olarak nitelendirilebilecektir. Burada özellikle vurgulanması gereken emeğin de bir karşılık olduğudur.
Şayet verilen ivazın kaynağı kişisel mal geliri değil de bir kişisel mal ise bu durumda aşağıda 220/b.4 gereği bunun yerine geçen değer de ikame değer kişisel mal sayılacaktır.
Doktrinde bir eşin edinilmiş malından bahsedebilmek için eşin kural olarak o malın mülkiyet hakkına sahip olması gerektiği belirtilmektedir ancak Yargıtay uygulaması Türkiye’de bu şekilde gelişmemiştir. Örneğin gayrimenkul satış vaadi ile bir eşe şahsi hak tanınmasına rağmen gayrimenkul satış vaadine konu taşınmazlar diğer unsurları taşıması halinde edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir.
Ancak gayrimenkul satış vaadi ile ilgili olarak Yargıtay’ ın daha yeni tarihli bir kararında ise gayrimenkul satış vaadine konu taşınmazın bedelinin tamamının ödenmemesinin nedeni ile sadece ödenen bedel yönünden alacağın hesaplanması gerektiği belirtilmiştir.
Yine Yargıtay uygulamasında eş adına kayıtlı olmayıp üçüncü kişi adına kayıtlı olmasına rağmen bu mal varlığına ilişkin ödemelerin eş tarafından yapılması halinde somut olayın özelliğine göre edinilmiş mal olarak kabul edilebilmektedir.
Kanunda örnek olarak bazı edinilmiş mal türleri gösterilmiştir.
a-) Bir eşin çalışması karşılığı olan edinimler:
Çalışma karşılığı elde edilecek olan edimin bir ücret olabileceği gibi bir mal varlığı değeri de olabilir. Özellikle istisna, vekalet, hizmet gibi iş görme sözleşmeleri kapsamında elde edilen edimler böyledir. Bir işin fikri ürünleri mal rejiminin başlangıcı tarihinden sonra maddi olarak değerlendirilmiş olmak kaydıyla edilmiş mal sayılır. Örneğin ressam eşinin tablolarını sergiyle satışa sunulması.
Bu şekilde edinilen değerlerin mal rejiminin sona ermesi halinde tasfiye hesabına edinilmiş mal olarak katılabilmeleri için o tarihte halen eşin mal varlığında bulunmaları gerekir.
Buranın tek istisnası ileride göreceğimiz gibi TMK madde 229 kapsamında kalan eklenecek değerlerdir.
Demek ki madde 221 hükmüne göre bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan mal varlığı eşler arasında yapılan mal rejimi sözleşmesi ile aksi kararlaştırılmamışsa edilmiş mallardan sayılır ve tasfiyeye katılır .
b-) Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler:
Söz konusu kuruluşlarca yapılacak olan bu ödemeler emekli ikramiyesi, kıdem tazminatı, yaşlılık, maluliyet, işsizlik ve ölüm tazminatı olarak nitelendirilebilir. Bu ödemelerin yasal mal rejimi içinde yapılmış olması gerekir.
c-) Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar:
Bu tazminat türünün edinilmiş mal olarak kabul edilme nedeni eşin çalışma gücünü tamamen veya kısmen kaybetmesi karşılığında aldığı tazminatın bir sürrogat olarak çalışma karşılığı olan ücrete karşılık gelmesidir. Bu ödemelerinde evliliğin devam ettiği süre içindeki nominal karşılığının bulunması gerekir.
d-) Kişisel malların gelirleri:
Söz konusu kişisel mal gelirlerinin TMK madde 685 anlamında hukuki ya da doğal ürünler olarak kabul edilmesi gerekir. Örneğin eşlerden birinin ailesinden miras olarak kalan tarladan elde ettiği ürün değeri, miras kalan evin kira geliri, bir eşin evlenmeden önce sahip olduğu hisse senetlerinin getirdiği gelir, bir eşe bağış olarak verilen paranın bankada elde ettiği faiz, yine kişisel mal niteliğindeki bir taşınmaza yüklenen ittifak haklarından elde edilecek gelirler kişisel malın geliridir.
Mal rejiminin başlangıcından önce sahip olunan şirket hissesi kişisel mal, bu şirketin geliri olan kar payı ise edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir.
e-) Edilmiş malların yerine geçen değerler:
Eşlerden birinin edinilmiş olanı elden çıkarması sonucu onun yerine almış olduğu yeni bir mal varlığı ikame değer ya da sürrogat olarak yine edinilmiş mal sayılacaktır. Örneğin eşlerden birinin maaşından yaptığı birikimlerle satın aldığı otomobil veya otomobilin kaza yaptığı sonucunda sigortadan aldığı tazminat.
Edinilmiş bir malın satılması neticesinde elde edilen satış bedeli de ikame değer olarak edinilmiş maldır. Ancak bu satış bedelinden eşin tasarruf özgürlüğü kapsamında harcamalar yapılmışsa kalan bedel üzerinden katılım alacağının belirlenmesi gerekir.(Yargıtay 8 HD 15.02.2011 T., 2010/6041 , 2011/728 K.)
EŞLERDEN BİRİNE SOSYAL GÜVENLİK VEYA SOSYAL YARDIM KURUMLARINCA YAPILMIŞ OLAN TOPTAN ÖDEMELER İLE İŞ GÜCÜNÜN KAYBI DOLAYISIYLA ÖDENMİŞ TAZMİNAT OLMASI HALİNDE HESAPLAMA NASIL YAPILIR?
Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yasal mal rejimi içinde yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminatlar edinilmiş maldır ancak Türk Medeni Kanunu madde 228/2 gereğince tasfiyeye bu ödemelerin tamamı değil evliliğin devam ettiği süre içinde denk gelen nominal karşılığı girmektedir.
Yargıtay’ ın mevcut uygulamasına göre bu madde kapsamında hesaplama yapılan tazminatlar ,emeklilik ikramiyesi, Oyak emeklilik sistemi kapsamında yapılan ödemeler ve iş gücünün kaybı nedeniyle ödenen maddi tazminatlardır.
Bu tazminatların mal rejiminin sona ermesinden önceki döneme ait kısmı edinilmiş mal, mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme ait olan kısmı ise kişisel mal olarak kabul edilmektedir .
Bu peşin ödemelerin evlilik süresi içine denk gelen edinilmiş mal miktarının tasfiyeye girebilmesi için mal rejiminin sonunda mevcut olması gerekir. Mevcut değil yani tüketilmişse ancak 229 madde koşuları altında edinilmiş mal değeri olarak hesaba katılabilir. Eğer bu madde koşulları dışında bir tasarrufta bulunulmuş ise bir ikame değer söz konusu olmadıkça 1.fıkra gereğince tasfiye de edinilmiş mal olarak yer almayacaktır.
Oyak emeklilik sistemi kapsamında yapılan ödemelerin dava konusu yapılması halinde bu ödemeler de Türk Medeni Kanunu 228-2 maddesinde gösterilen usule göre hesaplanacaktır.
Ancak emekli olan eşinin emekli ikramiyesinin bir kısmını Oyak emeklilik sistemine tevdi ederek ömür boyunca irat bağlanmasını seçmesi halinde emeklilik ikramiyesinden sisteme ayrılan bu kısım Yargıtay tarafından eşin kişisel malı olarak kabul edilmiştir.
Dosyanın bir hukukçu bir mali müşavir veya bir muhasebeciden oluşacak bilirkişi kuruluna tevdi edilerek belirtilen konularda tarafların ve Yargıtay’ ın denetimini açık gerekçeleri raporun alınması, seçilecek hukukçu bilirkişinin destekten yoksun kalma tazminatı ve pmf tablosuna göre hesaplama konusunda uzman olan bir kişi olduğunun düşünülmesi, iradın peşin sermayeye çevrilmiş değerinin hesaplanması gerektiğinden uygulamada sapma göstermeksizin benimsenen yüzdelik iskonto oranının hesaplamada uygulanması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.(Yargıtay 8. HD 20.12.2012 T. 2012/4822E., 2012/12684 K.)
Ödemeyi hak kazanılması ancak ödeme alınmadan eşin ölmesi halinde Türk Medeni Kanunu madde 228-2 gereğince bir hesaplama yapılmasına gerek yoktur. Bu durumda mal rejiminin devamı sırasında edinilen emekli ikramiyesi kıdem tazminatı ve benzeri toptan ödeme ve tazminatın tamamı hak sahibi ölmüş olması nedeniyle kalan yaşam süresi olmadığından edinilmiş mal olarak aktife eklenir.
ÖZEL KURUM VE KURULUŞLARIN YAPTIKLARI SİGORTA ÖDEMELERİ EDİNİLMİŞ MAL MIDIR KİŞİSEL MAL MIDIR?
Özel sigorta kurumlarınca ödenecek olan tazminatların kendisi değil sadece sigorta primlerinin hangi mal türünden ödendiğine göre bir ayrım yapılması ve eğer edinilmiş maldan yapılmış ise bu takdirde iştira değerinin bir yerine geçen değer olarak edinilmiş mal varlığı değeri olması gerekir.
Özel sigortalara yapılan ödemelere karşılık mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz eşe bir ödeme yapılmaması nedeniyle mevcut bir mal varlığı bulunmadığından bu ödemelerin tasfiyede dikkate alınmayacağı yönünde kararlar mevcuttur.
Eşlerden birinin evlilik birliği içinde edinilmiş mallarından özel bireysel emeklilik sigortasını ödeme yapmış olması ancak henüz sigorta şirketinden bir ödeme almadan mal rejiminin sona ermesi halinde davalının mal varlığına giren bir değer olmadığı gerekçesi ile ödemelerin dikkate alınmaması diğer eş açısından hakkaniyete uygun değildir. Bu durumda TMK madde 567 kıyasen uygulanmalı ve yapılan ödemelerin boşanma dava tarihindeki satın alma değerinin belirlenerek bu ödemelerin tasfiyede dikkate alınması gerekmektedir.
Özel sigorta şirketlerince ölüm nedeni ile bir eşe bir ödeme yapılmışsa artık mal rejimini sona ermesinden sonra yapılan bu ödeme edinilmiş mal olmadığına göre tasfiyede de dikkate alınmayacaktır.
YOKSULLUK NAFAKASI İLE BOŞANMANIN FER’ İSİ NİTELİĞİNDEKİ MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATLAR EDİNİLMİŞ MAL KABUL EDİLEBİLİR Mİ?
Boşanma davasında hükme bağlanan nafaka ve tazminatlar mal rejiminin sona erdiği tarihten sonra yani boşanma dava tarihinden sonra doğduğundan edinilmiş mal olarak kabul edilemeyeceği gibi nitelikleri gereği edinilmiş mal da değildir.
YASAL MAL REJİMİNİN BAŞLANGICINDAN KISA BİR SÜRE SONRA ALINMIŞ OLAN MALLAR TASFİYEYE GİRER Mİ?
Evlilik tarihinden kısa bir süre sonra edinilen mallarda ispat yükü yer değiştirerek davacının bu mal varlığının edinilmiş mal olduğunu ispat etmesi gerekmektedir.
Bu uygulamanın Yargıtay’ ın genel uygulaması haline gelip gelmeyeceği zamanla görülecektir. Kanaatimizce Yargıtay’ ın bu konuda ispat yükünü yer değiştirmesi doğru değildir. Bize göre edinilmiş mal karinesi gereğince bu mal varlıklarının edinilmiş mal olarak kabul edilmesi ancak karinenin aksini ispat açısından malın alım tarihinin de dikkate alınması gerekir.
TASFİYEYE GİRMEYEN MALLAR NELERDİR?
TMK madde 220
1)Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
2)Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
3)Manevi tazminat alacakları,
4)Kişisel mallar yerine geçen değerler,
1- Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya:
Yasa koyucu kişisel malları bu maddede sınırlı olarak belirtmiştir. Edinilmiş mal tanımında olduğu gibi esnek davranmamıştır, aksine madde metninde kişisel malları sınırlı olarak saymıştır.
Sadece bir eşin kullandığı bilgisayar, cep telefonu, mücevher ve takıları, spor malzemeleri, kamera, fotoğraf makinesi ve benzeri eşyalar hatta bir eşin hobi olarak topladığı koleksiyon eserleri ortak kullanıma sunulmamışsa kişisel mal sayılır.
Mücevherler veya takılar değerli bir eşyalar eşlerden sadece biri tarafından kullanılmakla birlikte bunlara yatırım amaçlı sahip olunması halinde kişisel eşya sayılmazlar.
Eşlerden birinin mesleki faaliyetine ilişkin mal varlıkları ve eşyalar kanun gereği kişisel mal sayılmazlar. Bunlar yine genel Kural çerçevesinde edinilmiş mal veya veya kişisel mal olarak nitelendirilir. Örneğin Doktor işin muayenehanesinde bulunan eşyalar ve tıbbi aletler, avukat eşin bürosunda bulunan bilgisayar telefon ve benzeri büro eşyaları kendiliğinden TMK madde 220/b.1 gereği kişisel mal sayılmazlar. Bu tür eşyaların kaynağı, edinme sebebi ve edinme zamanı gibi verilere göre edinilmiş veya kişisel mal olup olmadığı söylenebilecektir.
Ancak bu eşyalar aşağıda göreceğimiz TMK madde 221 /f.1 gereği eşlerin anlaşması sonucu (bir mal rejimi sözleşmesi ile) edinilmiş mal olmaktan çıkarılıp kişisel mal statüsüne sokulabilecektir.
Kanun gereğince kişisel mal sayılan eşya “edinilmiş mal” türlerinden biri ile alınmış olsa bile, madde 219/B.5 kuralının bir istisnası olarak edinilmiş mal yerine geçen edinilmiş mal olarak sayılmayacaktır. Ancak eğer bu kişisel amaçlı eşyayı almak için bir eş normal bir ailenin gelirini aşacak bir değer ödemiş ise bu durumda mal rejiminin tasfiyesi aşamasında madde 230 gereği bir denkleştirme konusu olabilir.
2- Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği mal varlığı değerleri:
Miras ya da ölüme bağlı tasarruflar ile elde edilen mal varlıkları da kanun gereği kişisel maldır. Miras yolu ile kazanma hangi tarihte olursa olsun önemli değildir. Miras ya da ölüme bağlı tasarruflar dışında bir eşin yasal mal rejimi devam ederken karşılıksız olarak elde ettiği her türlü mal varlığı da kanun gereği kişisel mal sayılacaktır.
İvazsız kazanımların başında bağış amaçlı kazandırmalar gelir bağış tasarrufunu zamanında kimin tarafından yapıldığı önemli değildir. Eşlerin birbirlerine yaptıkları bağışlar bu anlamda kişisel mal sayılır.(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 08.03.2017 T., 2015/12675 E., 2017/3159 K.)
Nikah akdi öncesi verilen hediyeler, mal rejimini başlangıcında eşlerden birine ait bulunan mal varlığı değeri olarak hangi eşe verilmişse onun kişisel malı sayılır .
Özellikle nikahtan sonra yapılan düğün törenlerinde takılan takılar ya da paralar ise bu madde altında ele aldığımız karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen mal varlığı değerleri olarak hangi eşe takılmışsa yine onun kişisel malı sayılır.
Şayet verilen hediyenin eşlerden hangisine verildiği açıkça belirtilmemişse ya da eşlerden birinin kullanmasına özgü olmayan bir eşya örneğin ev eşyası ise bu halde TMK madde 222/2 kuralı gereği eşlerin paylı (müşterek) mülkiyetindeki kişisel mal olarak değerlendirilmelidir.
Sebepsiz zenginleşme sonucu elde edilen mal varlıklarının da kişisel mal sayılacağı kabul edilmektedir .
Zama aşımı ile yapılan kazanımlarda ise bir ayrım yapılması gerekir. Şayet 10 yıllık kazandırıcı zamanaşımı ile yolsuz tescilin düzelmesi söz konusu ise bu durumda yolsuz tescil konusu olan edinimin ivazlı olup olmadığına bakmak gerekir.
Devir ivazlı ve verilen ivaz edinilmiş mal ise bu durumda kazanılan taşınmaz mal varlığı da edinilmiş mal sayılmalıdır. Ancak yolsuz tescil devri ivazsız ise bu durumda mal varlığı da kişisel mal sayılacaktır. Çünkü bu durumda sadece malik sıfatı ile zilyetlik yeterli sayılmaktadır.
Ancak Yargıtay aşağıdaki kararda kazandırıcı zamanaşımı ile elde edilen taşınmazların eş adına tescili mal rejiminin sona ermesinden sonra olmasına rağmen evlilik birliği içinde edinildiği gerekçesi ile katkı payı ya da katılma alacağı doğacağını belirtmiştir.(Yargıtay 8.HD. 25.11.2013 T., 2013/4890 E., 2013/17492 K.)
Emekli sandığı mevzuatı çerçevesinde kurumca yapılan şehit yardımı ödemesini davalının kişisel malı olarak kabul etmiştir.(Yargıtay 8. HD. 21.10.2015 T., 2014/10773 E., 2015/18755 K.)
3-Manevi tazminat alacakları:
Kişilik haklarının ihlalinden dolayı bir eşin elde ettiği manevi tazminat bedelinin kişisel mal sayılması bu tür tazminatların kişiliğe bağlı hak olması nedeniyledir.
4- Kişisel mallar yerine geçen değerler:
Kişisel malların yerine elde edilen ikame değerler de kişisel mal olarak kabul edilecektir. Örneğin, kadına kocasının bağışladığı bir otomobil onun kişisel malıdır. Bu otomobil ile kaza yapması sonucunda -aracın pert olması halinde- sigortadan alınan tazminattan bu anlamda bir sürrobot olarak kişisel mal sayılacaktır.
Yine babadan miras olarak kalan bir dairenin satılarak yerine yeni bir konut alınması halinde de bu yeni konut kural olarak kişisel mal sayılacaktır. Ancak bu yeni konuta eklenen para için bir denkleştirme istenebilir.
Kanunda 4 bend olarak sayılanlar dışında bir de Türk Medeni Kanunu madde 220’de sayılmayan kanunda TMK 228/ f.2’de belirtilen kişisel mal türü, sosyal güvenlik kurumlarının yaptığı ödemeler ve iş gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatın mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme ait olan kısmı ise kişisel mal olarak kabul edilmektedir.
SAKARYA AVUKAT BETÜL URUK I AİLE HUKUKU § BOŞANMA AVUKATI